Soya ürünleri son yılların en popüler bitkisel ilaçlarından biri olarak dikkati çekiyor.
Özellikle içerisinde bulunan bileşenlerden ‘soya izoflavonoitleri’ ve ‘soya proteini’ ile yapılan klinik çalışmalarının sonuçları kan lipit derişimini belirgin şekilde düşürdüğünü ortaya koymasına karşılık, bazı çalışmalarda izoflavonların tek başına ya da soya proteini ile birlikte uygulandığında etkisiz kaldığı bildirilmektedir. Bu tartışmalı sonuçları açıklamak üzere yürütülen bazı çalışmalarda izoflavonların kalın bağırsakta bulunan bazı yararlı mikroorganizmalarda bulunan enzimlerin etkisi ile yapısal dönüşüme uğrayarak (ekuol) emilime uğradığı, kalın bağırsağında bu mikroorganizmalar bulunmayan kişilerde ise ekuole dönüşemediğinden emilemeden atıldığı ortaya konulmuş. Diğer taraftan, bağırsaktaki mikrofloranın da kolesterol derişimi üzerinde doğrudan etkili olduğu bilinmektedir. Acaba soya ürünleri yoğurt gibi laktik bakteriler (kalın bağırsağımızda bulunan yararlı Laktobasil Lactobacillus acidophillus ve Bifidobakteri Bifidobacterium bifidus bakterileri) bakımından zengin probiyotikler ile veya prebiyotikler (dirençli nişasta) ile birlikte verilse kolesterol üzerinde daha etkili olabilir mi?
Bu sorunun cevabı yeni yayımlanan bir bilimsel klinik çalışmada (randomize ve kontrollü) açıklanıyor. 45 yaş üzerinde genel olarak hafif yüksek kolestrol [total kolesterol >5,5 mmol/L ve düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) >3,0 mmol/L] dışında bir şikayeti bulunmayan 36 kadın ve erkek kullanılmış. Gönüllüler dört gruba ayrılarak beş hafta süre ile Pro-1 (kontrol) [soya+canlı bakteriler taşımayan yoğurt], Pro-2 [soya+yoğurt+ canlı laktik bakteri karışımı], Pre-1 [soya+prebiyotik kontrol] veya Pre-2 [soya+dirençli nişasta] diyet programları uygulanmış. Ardından gruplarda dört hafta daha diğer diyet uygulanmış. Yani Pro-2 alan gruba Pre-2 verilmiş. Burada bir prebiyotik olarak verilen ‘dirençli nişasta’ kalın bağırsakta sindirilmeden daha uzun süre kalarak yararlı bakteriler olan bifidobakterilerin gelişimini uyararak daha yüksek bir enzim (beta-glukozidaz) etkinliği sağlamayı amaçlıyor. Diyet programı içerisinde uygulanan soya, soya sütü (250 mililitre) ve soya tahılı (belirli miktar genistein, daidzein ve glisitein izoflavonlarını taşıyacak şekilde ayarlanmış) ihtiva ediyor. Yoğurt 100 mililitre verilmiş. Yemek yedikten 8 ve 24 saat sonra toplanan kan ve idrar örneklerinde lipit ve izoflavon seviyeleri izlenmiş.
BELİRGİN BİR AZALMA VAR
Araştırma sonucunda soya ile birlikte canlı laktik bakteri taşıyan yoğurt (Pro-2) ve dirençli nişasta (Pre-2) verilen gruplarda total kolesterol ve kötü kolesterol (LDL) derişimlerinde istatiksel olarak belirgin azalma sağlanmasına karşılık, iyi kolesterol (HDL) oranı yükseltilememiş. Kolesterol (yüzde 5-6) ve LDL (yüzde 7-8) seviyelerinde sağlanan düşme az gibi görünüyor ama bu değerlendirme zaten kolesterol düşürücü etkisi olduğunu bildiğimiz soya verilen gruba oranlandığında ortaya çıkan değer. Çalışmada soya verilmeyen bir kontrol grubu bulunmadığından kolesterol ve LDL seviyelerinde sağlanabilecek gerçek değeri şimdilik bilemiyoruz ama kanımca yüzde 15-20 civarında bir miktar olduğu düşünülebilir. Şüphesiz, daha geniş denek grupları üzerinde ve daha uzun süreli uygulama ile sağlanacak sonuçlar daha aydınlatıcı olabilecektir.